Madrid Gezilecek Yerler

Enerji ve kültürel cazibelerle dolu Madrid İspanya’yı gerçek anlamda keşfetmek için ziyaret edilmesi gereken şehirler listesinde üst sıralarda yer almaktadır.  Endülüs’ün geleneksel çekiciliği ya da Barselona’nın güzelliğine sahip olmasa da ziyaretçilerine heyecan verici bir atmosfer sunar. Müzelerle ve anıtlarla dolu olan başkent dünya standartlarında birinci sınıf kalitede kabul edilen ve Versay Müzesi’ne rakip gösterilen Prado Müzesi’ne ev sahipliği yapmakta ve İspanya’nın Altın Çağı’na ait sayısız eseri gözler önüne sermektedir. Kültürel aktivitelerin yanı sıra enerjinizin bir kısmını şehrin gece hayatına saklamanız da özellikle tavsiye edilir. Böylelikle Madridlilerin ritüeli olan “paseo por la noche” olarak bilinen gece yürüyüşlerine katılabilme imkânı bulabilirsiniz. İlkbahar veya sonbahar sezonunun Madrid’i keşfetmek için en ideal zaman dilimleri olduğunu da hatırlatmak yerinde olacaktır.

Prado Müzesi

Birinci sınıf bir müze olan Prado Müzesi Paris Louvre Müzesi’nde sergilenen koleksiyona rakip sayılabilecek 5000’den fazla tabloyu içeren bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Birçoğu ünlü şaheserler olarak bilinen tabloların geçmişi 12. Yüzyıldan 19. Yüzyılın başlarına dayanır. Bu kapsamlı koleksiyon Francisco de Goya’ya ait 140 tabloyla birlikte İtalyan, Flaman, Fransız, Alman ve İngiliz tabloları ve Neoklasik İtalyan heykellerini de içermektedir. Prado Müzesi üç kata yayılmış 100’den fazla odasında yaklaşık 2300 eserin bulunduğu bir koleksiyona ev sahipliği yapar. Bu koleksiyonun tek bir seferde incelenmesi oldukça zor olduğundan dolayı başyapıtların sergilendiği rehberli turlar eşliğinde ziyaretçilere sunulan güzergâh önerilmekte ve bu turun başlangıç noktası da ünlü ressam Velazquez’in Las Mennias tablosu olmaktadır. Koleksiyonda yer alan ve mutlaka görülmesi gereken 50 şaheser arasında Fra Angelico’ya ait Müjdeleme tablosu, Tintoretto’nun Havarilerin Ayaklarını Yıkayan İsa tablosu, Rogier Van der Weyden ve Jose de Ribera’nın Haçtan İniş, Goya’ya ait Üç Mayıs, Jose de Ribera’nın Jacob’un Rüyası, Dürer’in Otoportre tablosu, El Greco’ya ait Çobanların Tapınması, Poussin’in Parnassus’u ve Bosch’un Dünyevi Zevkler Bahçesi tablosu sayılıyor. Ziyaretiçiler bu eserlerin yer aldığı 50 parçalık koleksiyonun sergilendiği tura katılabilmekte ya da 250 eseri kapsayan sesli rehber turunu seçebilmektedir. Ayrıca müze hediyelik eşya dükkanı ve açık hava terasıyla keyifli bir mola verme imkanı sunmakta, arka kısımda yer alan Sen Jeronimo Real Kilisesi ile 17. Yüzyıl İspanyol dini tabloların yer aldığı ilgi çekici bir koleksiyonla da turistlerin ilgi odağı olmaktadır.

Kraliyet Sarayı

Bu görkemli saray Versay Sarayı’nın İspanyol versiyonu olarak bilinmektedir. Yeşil bahçeleri gören dik bir yamacın üzerinde yükselen saray tamamen granitten ve beyaz Colmenar taşından inşa edilmiştir. Muhteşem Neoklasik ön cephe Bernini’nin Louvre Müzesi için tasarladığı çizimlere dayanılarak tasarlanan İyonik sütunlara ve Dorik gömme ayaklara sahiptir. Korkuluk ise İspanyok karalarlının heykellerini içerir. İç mekanın en dikkat çekici özelliği giriş koridorundaki heybetli merdivenin Dinin Zaferi ve Kilise freskleriyle ana zemine açılmasıdır. Taht Odası olarak adlandırılan Salon del Trono, Tiepolo’nun en tanınmış eserlerinden biri olan The Greatness of the Spanish Monarchy’nin de dahil olduğu duvar resimleriyle süslenmiştir. Günümüzde hala devlet törenleri için kullanılan bu oda değerli halıların yanı sıra kırmızı kadife mobilyalar, aynalar ve görkemli şamdanlarla dekore edilmiştir. Sarayın duvarları Velázquez, Goya, Rubens, El Greco ve Caravaggio’ya ait tablolar ve eşsiz Flaman ve Fransız halıları ile kaplıdır. Saray ayrıca 16. Yüzyıdan kalma 3000 eseri barındıran Kraliyet Cephaneliği’ne de ev sahipliği yapmaktadır.  

Elegant 17th-Century Ambience at Plaza Mayor

  1. yüzyılda III. Philip döneminde inşa edilen Mayor Plaza ticari ve kentsel yaşamın merkezi olmasının yanı sıra yeni kralın ilan edilmesi ve azizlerin kutsanması gibi tören aktivitelerinin de düzenlendiği bir mekandı. Meydan ayrıca boğa güreşleri, şövalyelik turnuvaları ve tiyatral performansalara da ev sahipliği yapmaktadydı. Günümüzde Plaza Mayor Madrid’de önemli bir buluşma yeri olmaya devam ediyor. Geniş Arnavut kaldırımlı bu meydan turistlerin olduğu kadar Madridliler için de popüler bir semt olmaktadır. Kafeleri, çarşı alanındaki restoranları ile geleneksel bir atmosfer sunarken meydanın her iki yanında yer alan kemerlerle Calle de Toledo, Calle Mayor ve Calle Postas ana caddelerine giriş bağlantılarını sağlamaktadır.

Puerta del Sol-Şehrin Kalbi

Puerta del Sol adını önceleri burada bulunan eski şehir kapısındaki güneş ambleminden almakta olup otobüs durakları ve metro girişleri ile ulaşım ağının da merkezi konumundadır. Napolyon’a karşı yapılan İspanyol Direnişi de dahil olmak üzere 1931 yılında İkinci cumhuriyet’in ilanı gibi bir çok tarihi olaya da ev sahipliği yapmıştır. Mağazalar ve kafelerin donattığı meydan günümüzde turistlerin ve Madirdlilerin keyifli vakit geçirmek için tercih ettiği bir ziyaret noktasıdır. Puerta del Sol’un hemen dışında Madrid’in en büyük mağazası olan El Core Inglés yer almakta ve kıyafetten ayakkabıya İspanya’nın geleneksel tüm ürünlerini satışa sunmaktadır. Ayrıca meydanın yakınında yer alan La Violeta Madrid’e özgü menekşe şekerlemelerinin satıldığı eski moda bir dükkan olarak her daim turistlerin ilgisini çekmeye devam eder.

Buen Retiro Park

Buen Retiro Park Madrid’in kalbinde yer adeta bir huzur vahasıdır. Kalabalık caddelerin ötesinde 120 hektarlık alana yayılmış bu yemyeşil park şehrin hengamesinden bir kaçış imkanı sunmaktadır. 17. yüzyılda Olivares Kontu Dükü için düzenlenen tarihi park peyzajı ve ağaçlarla kaplı yolları ile şık bir ortama sahip. Plaza de Independencia’nın ana girişinde ziyaretçileri parkın merkezinde yer alan havuz karşılamaktadır. Buradan itibaren yollar Gül Bahçesi’ne ve French Jardin de Don Cecilio’ya çıkmakta ve daha sonra da olağanüstü çeşmesiyle Kristal Saray belirmektedir. Parkta ayrıca Los Galápagos (Kaplumbağalar),  La Alcachofa (Enginar) ve El Angel Caído (Düşen Melek)  gibi diğer ilginç çeşmelerin yanı sıra yıldız gözlemcileri için 1790 yılında inşa edilmiş bir gözlem evi de yer alır. Parkın hemen yakınında bulunan 54 Calle de Alcala’da Madrid’in en kaliteli pastanelerinden biri olarak bilinen Pastelería Vait nefis kekler, kurabiyeler ve sıcak çikolata servis etmektedir.

Arkeoloji Müzesi

Prado Müzesi’nden sonra Madrid’teki en önemli müze olan Arkeoloji Müzesi 1867 yılında Kraliçe II. Isabella tarafından kurulmuştur ve tarih öncesi dönemlerden 19. Yüzyıla kadar geçen döneme ait eserleri barındıran seçkin bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Sergilerde arkeolojik kalıntılar, antik döneme ait dekoratif anat eserleri ve sikkeler yer alır. Koleksiyon Mısır mumyaları, Hispano-roman sanat eserleri, İslamiyet dönemine ait arkeolojik eserleri ve Mudejar seramikleri gibi çeşitli zaman dilimlerine ait parçalar içermektedir. Koleksiyonun en nadide parçalarından biri ise Lady of Elche büstüdür. Sanat eserlerinin yanı sıra müzede ayrıca bir kütüphane yer alır ve sanat, tarih ve arkeoloji üzerine hazırlanan yayınlar ziyaretçilere sunulur.

Museo Thyssen-Bornemisza: Güzel Sanatlar Müzesi

Thyssen-Bornemisza Müzesi 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadarki döneme ait Avrupa sanatına genel bir bakış sunar. Yaklaşık 1,000 sanat eserini içeren bu koleksiyon Rönesans, Barok, Rokoko, Romantizm, Empresyonizm, Fovizm ve Ekspresyonizm stiline yönelik eserlerin yanı sıra modern sanat ve Pop-Art çalışmalarını da barındırmaktadır. Müzede de ayrıca 19. Yüzyıl Amerikan tabloların bulunduğu seçkin bir koleksiyon da yer alır. Bu yüksek kalitedeki koleksiyonda Ruben’e ait Venüs ve Cupid, El Greco’nun The Annunciation talosu, Vittore Carpaccio’ya ait Genç Şövalye, Edgar Degas’ın Yeşil Dansçı tablosu ve Vincent van Goch’un Les Vessenots tablosu gibi sayısız şaheser ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır.

Cebtro de Arte de Reina Sofia-Modern Sanat Müzesi

1986’da Kraliçe Sofía tarafından açılan Centro de Arte de Reina Sofía Madrid’in çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği bir merkezdir. Antonio Fernandez Alba tarafından tasarlanan bu modern yapı binanın dışındaki asansörlü cam kuleleriyle Paris’te bulunan Pompidou Merkezi’ni hatırlatmaktadır. İç avluda yer alan imgesel heykellerin bulunduğu bahçe ise ziyaretçileri bekleyen bir diğer sürprizdir. Juan Miro, Salvador Dali ve Picasso’ya ait eserleri içeren, İspanyol çağdaş sanatına ait bir koleksiyona da ev sahipliği yapar. Buradaki sanat eserleri 39 bin metrekarelik geniş bir alana yayılmış çeşitli odalarda sergilenmektedir. Müzede ayrıca bir kitapçı, kafeterya ve restoran bulunur.

Ermita de San Antonio de la Florida’daki Goya Freskleri

Manzanares Nehri kıyısında yer alan San Antonio de la Florida İnziva Yeri tarihi bir hac mevkisidir. Günümüzde kilise her yıl Aziz Anthony’nin onuruna düzenlenen festivale de ev sahipliği yapar. Tapınağın içinde ise Francisco de Goya’nın sanat eserleri ziyaretçilerinin ilgi odağı olmaktadır. Freskler Aziz Anthony’nin gerçekleştirdiği mucizenin yanı sıra Madrid’in günlük hayatına yönelik kesitleri de tasvir ederken aynı zamanda Goya’nın devrimci resim teknikleriyle cesaretini de gözler önüne sermektedir. Buradaki duvar resimleri Goya’nın kariyerinde dönüm noktası olarak kabul edilmekte ve modern resmin öncüsü olarak anılmasını sağlamaktadır. Tapınak ulusal bir anıt olarak belirlenmiş ve artık fresklerin korunması amacıyla dini hizmetler için kullanılmamaktadır.

San Francisco Bazilikası’ndaki Etkileyici Dini Sanat

San Francisco el Grande Kilisesi 1761 yılında bir Fransiskan Manastırı olarak inşa edilmiştir. Kilise Roma Campitelli’de bulunan Santa Maria Kilisesi’nin mimari planlayıcısı Fray Francisco Cabezas tarafından tasarlanmış ve 1770 yılında Neoklasik cephe ve kubbe eklenmiştir. İç mekan altı adet şapel ve kubbenin yer aldığı dairesel bir planlamaya sahiptir. Şapellerde Velaquez, Goya ve Maella’ya ait resimler sergilenir. Sol tarafta bulunan ilk şapelde Goya’nın San Bernardino’su, Saint Anthony’ye ait Meryem’in Görünümü ve Velaquez’in Aziz Bonaventure eserleri yer alır. Ayrıca kilisede yer alan müzede çok çeşitli dini sanat eserleri sergilenmektedir.

Fuente de Cibeles

Ünlü Kibele Çeşmesi ana kavşaklardan birinin üzerinde yer almakta ve Madrid’in en tanınmış sembolik anıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. 1872 yılında Francisco Gutiérrez ve Roberto Michel tarafından yaratılan çeşme Roma Tanrıçası Kibele’nin aslanlarla çekilen cenk arabasına binişini tasvir eder. Çeşmenin hemen arkasında yer alan Palacio de Cibeles kültür merkezi ise çeşitli sanat sergilerine, atölye çalışmalarına, konferans ve konserlere ev sahipliği yapmaktadır. Kibele Kültür Merkezinde bulunan Colección Cibeles kafetaryası ve Cibeles Palace Restoran ziyaretçileri için ideal dinlence noktalarıdır. Yakınlarda ise Madrid’in en popüler alışveriş caddelerinden biri olan Gran Via yer alır. Bu kalabalık caddede birçok lokanta, tiyatro ve otel bulunmaktadır. Ayrıca Gran Via’nın hemen dışındaki Calle de Jovellanos’ta bulunan Teatro de la Zarzuela İspanyol klasik gitar eşliğinde bir hiciv operası olarak bilinen zarzuela performanslarına ev sahipliği yapar.

Lazaro Galdiano Müzesi

Lazaro Galdino Müzesi Prque Florido’da yatırımcı Lazaro Galdino’nun kendi malikanesinde seçkin bir koleksiyona ev sahipliği yapar. Bu koleksiyon yaklaşık 9000 adet eseri barındırmakta ve 30 odada kapsamlı bir sergi dizisi olarak ziyaretçilerin ilgisine sunulmaktadır.  El Greco, Goya, Velázquez, Zurbarán, Ribera, Pereda ve Murillo gibi ünlü sanatçılara ait 16. ve 17. yüzyıl İspanyol tabloları özellikle görülmeye değerdir. Başyapıtlar arasında Goya’nın El Aquelarre tablosu, Hieronymus Bosch’a ait Meditaciones de San Juan Bautista ve Velaquez’in Cabeza de Muchaca tablosu yer almaktadır.

Debod Tapınağı-Antik Mısır Tapınağı

La Montana Parkı’nda Madrid’in en şaşırtıcı anıtlarından biri olan eski Mısır Tapınağı’nı görmek mümkündür. Mısır’dan bir hediye olan Debod Tapınağı 1968 yılında getirilmiştir. M.Ö. 2. Yüzyılda Kral Adikhalamani için inşa edilen tapınak ferah bir salona, birkaç mabede ve bir terasa sahip olmanın yanı sıra etrafını saran huzur dolu bahçeleriyle de ilgi odağı olmaktadır. İç kısımlarda günümüze kadar çok iyi korunan ve arkeolojik bir site için nadir sayılabilecek orijinal süslemeler yer alır.

Sorolla Müzesi

Bu büyüleyici müze en ünlü İspanyol Empresyonist sanatçı olarak bilinen Joaquín Sorolla’nın çalışmalarına ayrılmıştır. Işık dolu odalarda sergilenen koleksiyon sanatçının tablo ve çizimlerinden oluşan kapsamlı bir sunumu içerir. En dikkat çekici nokta ise verandada bulunan Endülüs tarzı çini süslemeli fıskiyedir.

Puerta de Alcala

Bu görkemli Neoklasik zafer kemeri kralların İspanya’nın başkentine gelişini kutlamak için Francesco Sabatini tarafından tasarlanmış ve 1769-1778 yılları arasında inşa edilmiştir. Yaklaşık 30 metre yüksekliğe sahip olan anıt granit girişi, heykeller ve dekoratif kabartmalarla dolu ön cephesiyle ziyaretçileri etkisi altına almakta ve mutlaka görülmesi gereken noktalar arasında bulunmaktadır.